25 Aralık 2015 Cuma

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE "ALTIN ÇAĞ"




Kitabın Künyesi
"Geçmişten Günümüze ALTIN ÇAĞ saklı izleri"
Yazar: Ezgi Duran 
SINIR ÖTESİ Yayınları 
Haziran 2014

Ezoterizmle ilgilenin veya ilgilenmeyin , hiç mühim değil. Bu kitabın büyüsüne kapılacaksınız.
Bir zamanlar herşeyin mükemmel olduğu, gelişmişliğin ve iyiliğin en üst düzeyine ulaşılmış bir çağ yaşanmış yeryüzünde. "ALTIN ÇAĞ"  ve yine bu çağa doğru gidiyoruz diyor yazar Ezgi Duran.

Gizemler, sırlar, değerli bilgiler ışığında konuyla hiç alakası olmayanların bile rahatlıkla okuyabileceği tarzda hazırlanmış akıcı bir kaynak kitap.


Geçmiş uygarlıklardan günümüze insanoğlunun ne aşamalardan geçtiğine tanık oluyoruz. Sırlar, gizemler, kahinlerin öngörüleri hepsi bu kitapta sürükleyici ve aşırı derecede merak uyandıran bir dille anlatmış Ezgi




Kitabın arka kapağındaki ;

"Gelecekte bizi neler bekliyor? Nasıl bir sürece doğru gidiyoruz? .."

"Kuran-ı Kerim'de tufan öncesi uygarlıkların bizlerden daha ileri düzeyde olduğu birçok ayette vurgulanmış ve belli bir süre sonra da insanlığın tekrar o mükemmeliyete kavuşacağı üstü örtülü bir şekilde dile getirilmiştir."

bu cümleler kitabın içine dalmak için sizi sabırsızlandırmaya yeter bile.


Açıklanamayan esrarengiz olaylara;  mesela UFOlar, esrarengiz sesler, piramitler gibi konulara değinilmiş, eski çağ düşünürlerinin ütopyalarından altın çağa değindikleri noktalar yer verilmiş.

Teknik Gelişmeler ve tekamül bölümünde gözüme çarpan bir tez ise ; insanların altın çağda telepatiyeteneğiyle rahatlıkla iletişim kurabilecekleri..

Bölüm bölüm altını çize çize sorgulayarak okuyacağınız mükemmel bir eser.


Altın Saçlının Misyonu alt başlığında ;Atatürk'ün Altın Çağ'a olan ilgisi ve olacakları önceden gören yapısına değinmiş Ezgi.  Atatürkün  batık kıta Mu ile ilgili kitabı 48 saat boyunca odasından çıkmadan aralıksız okuduğu bilgisini de bu kitaptan öğrenmiş bulunuyorum.

Ezgi Duranın yer yer kendi o sıcacık kalbinden bizlere söylediği o harika özlü sözlerine ve kendisine hayran kalacaksınız.

Gelelim altı çizili satırlara...



"Bir tek insan, bir anne babanın ve diğer tüm sevdiklerinin cennetidir" sf74



"İnsan, dilemekteki ve yaratmaktaki kapasitesi sınırsız olmasına rağmen hedeflemekteki ve inanmaktaki yetersizliği yüzünden daima acı çekmiştir" sf149 



"Lüks ve zenginliğe karşı olduğu için bir fıçının içinde yaşayan ve su içmek için kullandığı çanağından başka birşeyi olmayan Diogenes (MÖ 412-323), kendisine "dile benden ne dilersen" diye soran Büyük İskender'e "Gölge etme başka ihsan istemem" demiştisf 144


Gize Piramitleri (Mısır) alt başlığı çarpıcı bilgiler içeriyor.




Çok mutluyum böyle bir kitabı okuduğum için. Bunun için Ezgi Duran'a sonsuz teşekkürler... Ayy böyle pek resmi yazmak zorunda hissettim kendimi amaaa :)

Yazarımızın büyük hayranıyım ve kendisinin ne kadar tatlı komik sevecen şeker olduğunu biliyorum.;)

Yeni kitabını da dört gözle bekliyorum.

Bu kitabı alınız canlarım;)

Bu yorumun yayınlanmasında blogunu bana açan sevgili deepe de çok teşekkürler.

Ben kim miyim ? eheheh :) Kreatif Başkaaannn !!! ;)

bana kreatifbug@gmail.com adresinden ne zaman isterseniz ulaşabilirsiniz.Blogumu kapattım sizleri takip etmeye çalışıyorum. hepinizi öpüyorum mucks <<3<3<3

Bu arada benim bir ricam var sizlerden, arkadaşlarımızın kitaplarını alıyoz ya netten aldığımız siteye yorum da girsek ya. Bende jeton yeni düştü gittim kitap yurdunda hem Deepin hem de Ezgi Duranın kitaplarına yorum bıraktım Siz de yapsanıza böyle Çok akıllıyım de mi :) ehehehe :D

19 Aralık 2015 Cumartesi

SADE MAVİ FRAM


Yıl sonu yaklaşıyor ya ne güzel hem kendimizi yenilemek için bir fırsat hem de benim beşinci yılım doluyor blogda. Beş yıldır aktif olan başka blog arkadaşlarım da var. Yani beş yıldır burda arkadaşız ne güzel bir şey bu.

Dördüncü yılımda geldi benim ilk kitap, geçen yıl, bu yıl da iki kitabım geldi. Bu kitaplarım buradaki arkadaşlarıma armağan oldu. Burda biz bizeyiz hep ne güzel. Yani blog arkadaşlarım için hep bu kitaplar.

Son zamanlarda, kitaplarımı okuyan arkadaşlarımdan gelen yorumlar var yine. Şimdi bu yazıların linklerini vereceğim size.

KEZBAN ŞAHİN TAYSUN

Saygın yazarımız daha önce Derin Mavi adlı kitabımı okumuş yazmıştı, o yazı yanda arşivde duruyor. Şimdi de Sade ve Derin'i okuyup yazmış. Tıklayınca iki yazı da geliyor şimdi.


DR. COFFEE

Sevgili kafi de Frambuazlı Hayat'ı okuyup çok şeker yorumlamış. Bir diğer yazısında bu kitaptan alıntı yapmış ve başka bir yazıda da aldığı kitaplarla birlikte bu kitapların fotosunu çekmiş. Son günlerdeki üç yazısı bu yazılar. Kitabıma uygun şarkı seçmiş ki bu da çok uygun düşmüş yaa.





Not: Bloglarda teknik bir arıza olmalı. Çünkü, birçok arkadaşımızın blogunda üye sayısı bir anda düştü bugün. Belki de blogger, aktif olmayan blogları temizliyor. Ya da üyelikle ilgili bir arıza olmalı. Geçer yakında.

10 Kasım 2015 Salı

SADE VE MAVİ VE FRAM



Benim Üç Güzeller, Sade, Mavi ve Fram (Sade ve Derin/Derin Mavi/Frambuazlı Hayat) ile ilgili yorumları ve bilgileri belirteceğim bu yazımda.

Öncelikle, gördüm ki, üç kitap da Gitti Gidiyor'da var. Frambuazlı Hayat pek bulunamıyormuş İdefiks ve D&R'da. Olması lazım ama bir dağıtım sorunu olmuştur. İstanbul'da Beyoğlu'nda Emek Yayın Dağıtım'da var. Ankara'da İnsancıl Kitabevinde var. Nette de İnsancıl'dan bulunabiliyor.

Instagram'da gördüğüm, sevgili Kitap Aşkı Tuğçe okuyup fotoğraf koymuş, Sade ve Derin adlı kitabımdan çok etkilendiğini belirtmiş. Tuğçe, instada ve twitırda var ama blogunu kapattı maalesef. Ne güzel kitap videoları yapıyordu. Altın Zen de Sade ve Derin'i çok sevdiğini belirtip instada fotosunu paylaşmıştı.

Sevgili Özgül de instada foto paylaştı, Frambuazlı Hayat adlı kitabımın, Özgül (Bir Alık Balık/Öz'ün Kitap Tutkusu) bir okulda çalışmaya başladı ve evlendi ayrıca.

Sevgili Servet Arslan (Bilgi Eksenim) blogumdan söz etti, sevgili Myna söz etti. Sevgili Kreatif Başkan (Lady Bug) röportaj yapmıştı benimle, yayınlamıştı, ama blogunu kapattı. Şiirler de vardı seslendirilmiş. O kapatınca röportaj ve şiirler gitti. Ancak, Kreatif Başkan blogları okuduğunu söylemişti kapatmadan önce, yani kapatsam da izliycem okucam demişti. Sanırım bu yazımı görür ve onları bana ulaştırır. Bu arada, Kafa Dergi Mert de 8 Nisan 2014'de röportaj yapmıştı benimle, onun blogunda var.

Yazdan bu yana ise bazı arkadaşlarım kitaplarımla ilgili yazı paylaştılar. Gözümden kaçan yazı varsa arkadaşlarım belirtsin, eklerim.

İREM YAĞIZEL

Sevgili İrem, "Sade ve Derin"i inceleyen bir yazı yazdı. Bazı yazılarla ilgili aklına takılanları sordu.


KAHVE YANI

Sevgili Kahve Yanı, "Derin Mavi" hakkında çokoş bir yorum yapmış.


EREN O.

Sevgili Eren, "Frambuazlı Hayat"ı çok tatlı anlatmış.


ÇALIKUŞU ÇAKILTAŞI

Sevgili Çalıkuşu bir süredir blog yazmıyor ancak diğer iki kitabımı olduğu gibi üçüncüyü de piyasaya çıktığı andan itibaren beş gün içinde almış. Ve diğer ikisini olduğu gibi bu üçüncüyü de ilk o okudu sanıyorum ama blogu olmadığı için yazısını çok sonra yazdı, bir de sınavı vardı yazın. Ancak çok hızlı okuyan Dilek Eren'i de unutmamalı. Çalıkuşu ayrıca, çok sevdiğim mozaik pasta ile bir foto çekmiş.


16 Ağustos 2015 Pazar

FRAMBUAZLI HAYAT HAKKINDA


Frambuazlı kitabımın çıktığını ilk İrem gördü nette, hem de benden önce gördü ve sonra da ısmarlayıp eline alan ilk o oldu. İlk fotolar da ondan geldi.

İREM YAĞIZEL

http://iremvekitaplar.blogspot.com.tr/2015/08/deep-tone-kitaplar.html

İrem'den dakikalar sonra da Dilek Eren ve Eren O. kitabı aldılar. Ve hatta Dilek okumaya başlayıp yazdı bile. Sevmiş kitabı. Bu güzel haber. Olumlu düşünce gelinceye dek heyecan çok fazla oluyor.

DİLEK EREN


Ve hoş bir süpliz de Maviye İz Süren'den geldi. Alaçatı'ya tatile gitmiş ve Frambuazlı Hayat kitap fotomu çektiğim yeri bulmuş tesadüfen. Kapının önünde motor yok alışveriş standı var, saksı süslerinin yerini değiştirmişler, bir de kapıdaki 41 no'yu çıkarmışlar, belki kapı önü bakımda ya da boyanacak olsa gerek.

Bu 41 de hoş bir tesadüf oldu. Derin Mavi için yazdığım yeni şiirler ve bazı eski şiirlerimin sayısı tam 41 olmuştu. O zaman öyküler de 41 adet olsun demiştim. 41 kere maşallah olsun madem. 

Sonra da Frambuazlı Hayat için kapak düşünürken en çok bu Alaçatı fotosunu sevdiğimi ve kitabı ve Deep yazılarını yansıttığını düşündüm. Fotodaki kapı no'su da 41 idi. Ne hoş oldu de mi. Bunu Alaçatı'ya giden herkes görebilir. Çarşı caddesi işte.

MAVİYE İZ SÜREN


veeee İrem Yağızel fotoları:






Herkese frambuazlı karadutlu ahududulu dondurmalı günler dileriiiim. Bol meyveli ve bol renkli.


5 Ağustos 2015 Çarşamba

BİR FRAMBUAZLI HAYAT KİTABI


Usta şordan bana bir frambuazlı hayat versene frambuazı bol hayatı az olsun.
Frambuazlı hayat mı? Ben üstten frambuazlarını yiyeyim siz hayatını yaşayın.

Heeeeeeeey işte frambuazlı hayat şeysiiii çıktıııı.

İlk kitap kurgu dışı, ikinci kurgu, şimdi yine bir kurgu dışı. Frambuazlı Hayat, düzen olarak Sade ve Serin'e benziyor. Bu kez 10 ayrı konuda 10'ar yazı var. Düşünceler ve Yansımalar olarak ilk kez bu kitap için yazdığım iki tür eklendi yeni. Sade'deki aşk ve tarih yok onların yerine müzik ve kültür var. Bu kitabısının yüzde otuzu sanat kültür, yüzde kırkı insan ve yaşam, yüzde otuzu ise düşünsel yazılar ve denemeler.

Yani 100 adet yazı var ve daha kapsamlı yoğun derin kalın ama içeriği daha zengin. Yayınevini değiştirdim, farklı yayınevi denemek için. Kitabın fiyatı yine 12 TL istedim ama olmadı, ancak nette yine çok ucuz.

Bade ve Serin'in kapağı yayınevine aitti, Serin Vami'nin kapak düşüncesi ve tasarımı ve fotosu bana aitti grafik yayınevine,  şimdi Frambeyazlı Bayat'ın kapağının düşünce tasarım foto bana ait grafik dizayn yayınevine.

Kapak fotosunu 2014 Nisan ayında Hayat, Sevgilim adlı yazımda kullanmıştım, foto şirin bir Alaçatı evinin kapısıydı. Kitabın ismi nerden geliyor? Frambuazlı pasta en sevdiğim. Bu kitap kapağı frambuaz ve erguvan oldu, yine en sevdiğim. Pembe en şirin renk. Blogu ilk açtığımda frambuazlı hayat adında bir yazı yazmıştım sonra da silmiştim ama pek şekerdi. Hayat frambuazlı olsun hep pembe olsun kötülük olmasın herkes gülsün yani anlamında.

Ayrıca bu bir yaz kitabı.

Kitap bu sabah konmuş nete. Sevgili İrem Yağızel kitap siparişi verirken benden önce görmüş kitabı. Piyasaya çıktığını ben de ondan öğrendim.

Bir Magnum böğürtlenli bir soğuk limonata bir de frambeyazlı hayat işte. Yaz belki daha kolay geçer.

Ayy heyecandan fotoyu netten alıp koyamadım, bende yok kitap zaten hep kitaplarımı bir iki ay sonra gördüm ben de, fotosunu sona ekleyim.

Frambeyazlı hayat yeniyooooo.



6 Ağustos 20:00

Dün çok heyecanlıydım. Yaa ben zaten çok heyecanlı biriyim ki. Foto bile ekleyemedim dün. Şimdi yine yazıyorum.

Şimdiii, üç kitap oldu yaaaa. Bunların isimleriii, Üç Güzeller. Mitolojideki üç güzeller. Hera ve Atena ve Venüs. Üç kız oldular. Bu kız yaz kızı biraz daha şımarıks, belki sarışın ve kıvırcık olabilir. İsimleri şöyle koyarsak, sırasıyla, Sade, Mavi, Fram. Hera, Atena, Venüs.

Yayınevi değiştirmiştim. Bu yayınevi, sevgili Hanife Mert (Düş Batımı bu yayınevinden çıkan ilk romanının adı) ve Erdi Karadeniz (Bu Şartlar Altında Ölemem, bu yayınevinden çıkan romanı, daha önce de iki adet şiir/deneme kitabı vardı) arkadaşlarımızın kitap çıkardığı yayınevi. Gece Kitaplığı. Bu yayınevi Ankara merkezli.

Bu kitabın kapak, basım ve dağıtımı için 600 TL verdim. Ve bu kez kitabım yüzer yüzer basılacak. Yani, ilk 100 adet kitap bitince ikinci 100 adet basılacak.

Pazartesiye dek yazma molası verdim. Sadece blog okuyacağımdır :)



19 Temmuz 2015 Pazar

DERİN MAVİ ADLI KİTABIM İLE İLGİLİ YORUMLAR 4



İlk kitap "Sade ve Derin" çıkalı 1.5 yıl, ikinci kitap "Derin Mavi" çıkalı 6 ay oldu. Okuyan arkadaşlarımız yazıyorlar kitaplar hakkında. Olumlu ve hoş şeyler söylüyorlar. Mutlu eden kitaplar olması mutlu ediyor beni de. Zaten kitaplarım burda bizim için.

Son zamanlardaki bazı yazılar şunlardı:

KEZBAN ŞAHİN TAYSUN


Sevgili yazarımız Taysun geçtiğimiz günlerde Yaşar Kemal öykü yarışmasında 3. oldu.

KİTAP EYLEMİ


ARSU JYSRA REÇANİ

27 Mayıs 2015 Çarşamba

BİR SİTEM VAR ARTIK THE DEEPTONE.COM



Düşünüyordum son aylarda da blog var ya bir de kitaplarım için bir site olsun. Kitaplar olsun orda kitaplarla ilgili arkadaşlarımın yorumları olsun onların çektiği fotolar da olsun.

Bir de özellikle Helene ve Kreatif Başkan diyordu. Twitter aç, sosyal medyada ol filansı diye. Onları da açtım ayolcuklarım. Site var. Site yaptırmak aynen inşaat gibi. Aynen mimari poroce gibi. Sitenin teması en zoru. Yani mimari çizimler gibi. Sitenin temasına karar vermem yaklaşık dört ay sürdü. Bütün temaları araştırdım.

Sonra da inşaat işte. O da bir ay filan sürüyor. Site tamam ama bir de iç dekorasyon var. O da bana düşüyor. İç dekorasyonu zaman içinde yavaş yavaş yapacağım yani. Yazı ve foto eklemek oluyor bu işte. Yeni öğreniyorum ben de. İçini zamanla dolduracağım. Elim alıştıkça.

Her zamanki gibi blogdayım. Yerim burası. Hergün blogda olcam yine. Site de ikinci evim olacak. Orası yazlık gibi. Havuzlu site gibi. Kuruçeşme'deki evim sanki. Ağaoğlu sitesi gibi işte. Blog işyeri gibi oluyor. Site kitap ağırlıklı.

Eh, blog ve siteden sonra da sosyal medya işte. Feys, twit, insta, pinte, hepsi olcak. Önem sırası böyle. Blog bir site iki sosyal medya üç. Sosyal medya'da da yaparım bişiler. Aslında, wattpad ve vlog da var aklımda ama, hepsine yetişmek zor olabilir. Aslında ben sadece yazsam, yazı yazsam, deneme eleştiri öykü şiir yazsam da site ve sosyal medya kendi kendine gitse ne güzel olur ama öyle olmuyor yanee.

Sitede görüceniz, iletişim de var. Blog bölümünde yine aynı blog gibi yorum yapma durumu. İletişim sayfasında da yine aynı blog gibi. Yani Lily, Kırmızı Tavşan, Kınalı Martı gibi nick'lerle yazabileceksiniz siteye, bana. Yani, gerçek kimliğinizi ben bilmeyeceğim, siz kendiniz söylemedikçe. Ayrıca, siteye yazmayıp mail de atabilirsiniz. O da var iletişim bölümünde.

Yani böyle işte. Artık iyice yerleştim nete. Site için logo da lazım bu arada.


27 Nisan 2015 Pazartesi

DERİN MAVİ ADLI KİTABIM İLE İLGİLİ YORUMLAR 3


Çalıkuşu çakıltaşı arkadaşımız sınava hazırlandığı için bir süredir bizimle değil. Ama tekrar gelecek inşallah. Arada bir bloguma gelip merhaba diyor. O, benden kitap isteyen ilk kişiydi.

Çalıkuşu, geçen hafta İzmir Kitap Fuarı’na gidip yayınevinin standında benim iki kitabın fotosunu yan yana çekmiş. Bu foto standda ve fuarda çekilmiş ilk foto oldu. Ayrıca, her iki kitaba uygun olarak, biri martılı, Konak-Karşıyaka vapurunda, diğeri de kayıklı, Eski Foça’da iki foto daha çekmiş. Bloguma gönderdi hızlı resim formatında.

Çalıkuşu yazılarımın en derinlikli ve yoğunluklu okuru ve yorumlayıcısı idi. Bütün yazılarıma tek tek ve uzun uzun yorum yapardı, hiçbir yazımı kaçırmadı. Şimdi de Jysra aynı Çalıkuşu gibi yorum yapıyor. Zaten birbirlerine de benziyorlar. O da tek bir yazımı kaçırmadı ve derin, uzun, yoğun yorumlar yapıyor.

ÖCEANNE ÖZLEM BERBEROĞLU



OKUMA GÜNLÜĞÜM EREN O.


DRAMA


MAVİYE İZ SÜREN


JYSRA REÇANİ

6 Nisan 2015 Pazartesi

KİTAPLARIMIN HİKAYESİ


Kitaplar bu hayatta en çok sevdiğim şeylerdir. Bir de günce tutmaya bayılırım. Yazmaksa yeni işte, blogda oldu, sizler arasında. Bir kitabımın olması tabii ki de bir düş oldu benim için. Bir tanecik olsa yeter, ona bakayım öpeyim seveyim, bir de benim dışımda en azından bir tek kişi okusun, onun hayatına olumlu bişiler getirsin, yeter işte.

Dört yıldır yazıyorum blogda. Başka bir yerde yazmıyorum. Beni okuyan sizler, blogçularsınız. Hiçbir blogçuyu tanımıyorum. Aile akraba ve arkadaşlarım da blogum ve kitabım olduğunu bilmiyor. Kitaplarımı alıp okuyanlar da siz blogçularsınız.

Bir kitabımın olması benim için bir düş olsa da bir kitabımın olması için herhangi bir girişimde bulunmam olanaksız benim. Sessiz, utangaç, yalnız ve insanlardan uzak bir insanım. Yazılarım ve kitaplarım hakkında da blogum dışında bir girişimim yok. Yani şimdiye dek hiçbir reklam olmadı kitaplarım hakkında. Gündelik yaşamda da aynıyım. Örneğin, hiç iş başvurusu yapmam. Aile ve akrabalarım benim için iş buldular. Bana kalsa ben aç kalırım.

2013 yılı yaz aylarında, sanırım blogumu okuyan arkadaşlarım yayınevleriyle konuşmuş olmalılar ya da blogumda üçüncü yılımdı, birilerinin dikkatini çekmiş olmalı yazılarım, birkaç yayınevi bloguma yazdılar. Dosyanızı gönderin, kitabınızı basalım, dediler. Üç yayınevi idi. İnceleyince İkinci Adam Yayınları şirin geldi bana. 2013 Ağustos ayında “Sade ve Derin” adlı dosyamı gönderdim. İç sayfaları baskıya hazır hale getirince yolladılar, kontrol ettim, düzeltmeleri yaptım, baskıya hazır hale geldi. Sonra da kapak çalışması yaptılar. İki tane kapak hazırladılar. Birini beğendim.

Yayınevi beni tanımıyor. Arada bir sürü insan var iletişim sağlayan. Kitabın baskı ve dağıtımı için yayınevi 3 000 lira istedi. Para ödeyeceğimi bilmiyordum. Ödedim. İlk baskı yapıldı, 500 adet basıldı. İlk kitabın bu 500 adet ilk baskısı satılmakta piyasada ve nette. Daha çok nette satılıyor, kitapçılarda pek dağıtım yok sanıyorum, dağıtıp ellerine geri dönmesin diye dağıtımcı firma pek dağıtmıyor genelde bütün diğer kitapları da. İlk kitap çıkalı yaklaşık 14 ay oldu, kaç sattığını bilmiyorum ama ilk baskı tükenmedi, nette satılıyor hala, hatta şu anda bahar indirimine girmiş, iki kitabım da 5-6 liradan satılmakta.

Kitaplarımdan henüz bir tek lira bile kazanmış değilim. Düşünün zaten, kitabın fiyatını düşük tuttum. 12 lira. Ama nette çok daha düşük fiyata satılıyor. 8 lira desek ortalama. Tümü satılsa. 500 çarpı 8 eder 4 000 lira. Yüzde 60 yayınevininmiş, yüzde 40 bana gelcek. Eğer olursa ben maksimum 1 600 lira alacağım. Zaten 3 000 lira verdim. Yani kitaptan para kazanma durumu yok.

Zaten ben para kazanmak veya ünlenmek için kitap çıkarmadım. Bir düşüm gerçek oldu ve bu kitap aslında siz blogçular için oldu. Bazı arkadaşlarım 2-3 yıl önce bana kitap çıkar diyordu. Bunu ısrarla blog yorumlarında söylediler. Ben de sizleri mutlu etmek için çıkardım.

Kitaplarım blogçular dışında hiç tanınmıyor, bilinmiyor. Belki zaman içinde bloglar dışında da okurları olur, onu bilemiyorum. Bir de bir şiir ve öykü kitabım olsun diyerek ikinci kitabım Derin Mavi’yi hazırladım. Yayınevi, ikinci kitap olduğu için bu kez 2 000 lira aldı benden. Daha yeni kitap zaten o da. Bu kitabın kapağını ise kendim tasarladım.

Kitap çıkarmak bu şekilde oldu. Kitap çıkarmanın birkaç yolu daha var. İlki, çeşitli dergilere yazılarımızı göndermek, yayınlanması. Bu şekilde tanınmak. İkincisi, dosyamızı almak ve yayınevlerini gezip editörlerle konuşmak. Üçüncüsü de, dosyamızı alıp bir yayınevine değil de bir basımevine gitmek, örneğin yaklaşık 1 000 liraya yaklaşık 1 000 adet basıyorlar. Aile, arkadaşlara dağıtmak.

Zaman zaman arkadaşlarımız soruyordu, işte benim hikayem. Yani ün para derdim yok, kitap çıkarmak zorlu ve masraflı bir süreç. Soyut bir mutluluk. Yaşama olumlu katkıda bulunmanın mutluluğu.

5 Nisan 2015 Pazar

DERİN MAVİ ADLI KİTABIM İLE İLGİLİ YORUMLAR 2


Derin Mavi'yi ben de cuma günü aldım kitapçıya sipariş verip sonunda. Geçen yıl Sade ve Derin de yine Ocak sonunda çıkmıştı Derin Mavi gibi. Onu da Nisan ayında kitapçıdan almıştım, bir adet gelmişti. Kitapçılara genelde bir iki tane dağıtıyormuş dağıtımcı. Kitaplar satılmazsa geriye almak zor oluyor diye. Bütün kitaplar için yani. Derin Mavi'yi de yine Nisan'da almış oldum. İkisini de İstiklal Mephisto'dan almış oldum. Mephisto, şeytan demek, Derin Mavi'de üç tane şeytanlı öykü var.

Geçen yıl Sade ve Derin'i alırken hoş bişi olmuştu. İki kız sizde Deeptone var mı deyince, Mephisto'daki bilgisayar kayıtlarına bakan çocuk o ne müzik grubu mu demişti, sanırım Deep Purple ile karıştırmıştı.

Kitapta en sevdiğim şiir Gece işte. Bir de diyorum keşke hep Son Metro gibi şiirler yazabilsem. Gece şiirini bu kitap için en son yazmıştım. Demiştim, öyle bi şiir yazayım ki üstüne bi daha şiir yazmam gerekmesin. Tabii ki de öyle bir şey olmuyor. Gece'yi geçen Eylül'de yazdım.

Kitapta öykülerden hemen önce komikleri okudum. Damsız Girdik, Romantik Balta, Papatya, Issız Kafe, Geyikler İndi Rüyama. Önce bunları okuyup kıkırdadım. Başka biri yazmış gibi okuyorum hep. Sonra en sevdiğim öykü Defne'nin Rüyası'na geçtim. Dafne yani. Bu öyküyü de Kahve Dünyası'nda düşünmüştüm. Yazın soğuk meyve suyu içiyordum. Kahve Dünyası dergisi vardı. Mitoloji yazısı vardı bi tane. Yazıyı okurkene aaa neden mitoloji öyküsü yazmıyorum dedim kendime.

Sonra da evde oturdum yazmaya. Ciddi başladım ama sonra komiğe bağladım. Her şeyi birbirine soktum. Çok eğlendim yani. Damsız Girdik öyküsü de şöyle oldu. İzmir'e gitmiştim. Bornova'da Waffle'cı Akın var süper. Ülkenin en iyi vafılını yapıyor. Muz çilek kivi nutella ve beyaz çikolatalı vafıl yedim. Tabii ki de olağanüstü idi. Sonra ordan Büyük Parka doğru yürüdüm. Parkın ön kapısının önünden yukarıya yürüdüm. Merkeze doğru.

Orda bir bar kapısı gördüm. Gündüz tabii kapalıydı. Bar kapısı büyük siyah ve çivili idi. Kapıya bakınca, bu ne ya, Osmanlı mı Selçuklu mu, yoksa Dolmabahçe mi Ayasofya mı bu kapı dedim. Kale kapısı gibiydi, Heavy Metal gibi çivili. Baktım kapıya. Hayal ettim. Gece nasıl olur acaba diye bu kapının önü. Cumartesi gecesi. Kızlar girmek istiyo giremiyo, kapıda body guard filan var. O da öyle yazıldı işte. Kapı orda duruyor hep haliyle.

Şimdi kitapla ilgili birkaç yorum yine:


PERSEPHONE


HELENE


MAKBULE ABALI UÇUN KUŞLAR


KEZBAN ŞAHİN TAYSUN


HAMİYET AKAN YÜREKTEN KALEME


Hepimize derin mavi huzurlu günler.

14 Mart 2015 Cumartesi

DERİN MAVİ ADLI KİTABIM İLE İLGİLİ YORUMLAR


Yazılarım genelde üç grupta toplanıyor ya, ilk grup, aşk sanat yaşam insan kültür gelişim bunun gibi kurgu dışı yazılar, ilk kitabım Bade ve Serin :) bu tarz bir kitap olmuştu. İkinci tür yazılarım ise kurgular, bunlar da üç grup, şiirler, serbest öyküler, kurgu karakterli öyküler, ikinci kitabısım Serin Vami :) şiir ve serbest öyküler oldu, işte. Üçüncü grup ise, sinema kitap tiyatro sergi ve yemek yazıları.

Serin Vami adlı kitapta en sevdiğim şiir "Gece". Bu şiiri geçen yazsonu Eylül'de yazdım kitap için yazdığım son şiir idi. Şöyle düşünmüştüm, insan bir şiir yazabilse ve bu şiire bütün duyguları sığdırabilse, söylenen ve söylenmeyen her şeyi bir şiire hapsedip sonra da şiir yazmayı bıraksa, bir daha yazmasa, sonra kaybolsa gitse başka bir ülkeye veya gezegene.

Bade ve Serin adlı kitapta da Yırtılırcasına adlı yazımda, ki kişisel düşüncelerimdir, yani yaşayacaksan bişeylere tutulcan yaşıycan, kaptırıp gidicen, mesela ömür boyu sadece resim yapcan gibi yani, her şey bir arada olmuyor gibi. Orda da şöyle düşünmüştüm, bir kitap yazıcan ve dünyanın gelmişini geçmişini silip atacak o kitap, o kitaptan sonra bi daha aynı olmayacak dünya. Yani tabii ki de iyi yönde değişcek dünya. Kitabı okuyanlar büyülencek ve ellerindeki silahları bırakacaklar, okuyan bi daha kadın dövemeyecek, liseli kızlar uyuşturucu bulmak için parklarda bedenlerini satmayacaklar 100 kontöre gibi. Bir temizlikçi gibi olacak kitap, bir kişinin değil tüm dünyanın hayatı değişecek.

Hayal bu ya, bir kitap yazcan, bir şiir, bir adet resim yapcan, bir adet senfoni bestelicen, bir adet rock opera, bir heykel yapcan o heykel bütün kötülerin üstüne düşecek gibi.

DERİN MAVİ YAZI VE YORUMLARI

Kitap ilk çıktığında Şule M ve Renkli Mutfak Sinem hemen duyurmuştu o gün. Şule Almanya, Sinem Fransa'dan. Sonra Tolga, sonra Aslı.

ŞULE M


RENKLİ MUTFAK


TOLGA


HUZURSUZ RUHUM ASLI


Veeee sonra ilk okuyup yazan şirin Dilek Eren oldu. Good for you Dilek! :)

DİLEK EREN


devam edecek...


24 Şubat 2015 Salı

SADE VE DERİN ADLI KİTABIM İLE İLGİLİ YORUMLAR 5


Geçen yıl Sade ve Derin adlı kitap çıktığında sevgili Drama, ki bloglarda kendine has özellikleri ve yetenekleri ile bu dünyaya özel olarak getirildiğine inandığım bir insandır, benim kitap ile ilgili çok tatlı anlar yaşadı.

Bir kitapçı tanıdığına kitabı sipariş vermiş, sonra kitabı alınca kitap elinde Galata'dan aşağı inmiş. Galata, en sevdiğim yer tabii o da biliyor. Deniz kenarına inmiş koşarak uçarak Sade Derinle.

Sonra Ankara Dost Kitabevinde benim kitabı görünce bağırmış, ben Deep'i tanıyorum diye ve herkes ona bakmış. Bir de rüyası var.

Yine Dost Kitabevinde onunla karşılaşıyoruz. Benim kitaptan konuşuyoruz. Sonra ben çıkıp gidiyorum kitabevinden. Ben gidince benim Deep olduğumu anlıyor. Yani ona kim olduğumu çaktırmıyorum.

Mesaj Eller yazımı nasıl yazdım? O yazıda sürekli olarak ve çok hızlı cep mesajı çeken bir kız var. Vadzap değil ama mesaj, veya vadzap da olabiler tabii. Şimdi, deniz kenarında oturan iki ergen kız gördüm. İkisi de çok tatlı ve hani şu pembiş kızlardan, candy girl olanlar. Medcezirdeki Eylül gibi tatlı bıcır iki kız yan yana durmadan mesaj çekiyordu ve birbirlerini dirsekleyip birbirlerine okutuyorlardı bu mesajları. Hani şu Kaliforniya aksanı ile konuşan kızlardan. Burnundan konuşanlar.

Ben de bir an kendimi onların yerine koydum. Onlardan birinin ağzıyla konuşayım dedim. Bir an empati yaptım o kızlardan birinin ruhuna ve çıktım sonra ruhundan. Böyle beş dakika filan bir başkasının gözüyle bakabiliyorum dünyaya.


PERSEPHONE

http://bahartanricasi.blogspot.com.tr/2015/02/sade-ve-derin.html

SEMA HUZURLU EV

BİR GARİP ŞEYMA

KEZBAN ŞAHİN TAYSUN

KREATİFBAŞKAN

31 Ocak 2015 Cumartesi

SADE VE DERİN ADLI KİTABIM İLE İLGİLİ YORUMLAR 4


Adada Tikli Bir Biblo adlı yazımı nasıl yazdım? Şöyle. Babaannem ve halamın evlerinde hep bir dolu minik minik biblo vardır her yerde. Sehpalar, kitaplık, vitrinler, her yer biblo doludur. Halamın evine gittiğimde, hala yaa ben nasıl yürücem burda, nasıl oturcam, kahvemi nereye koycam ya kitabımı, ya şimdi bi şeylere çarpar kırarsam nolcak, kızarsın bana derim hep.

Babaannem de sen de biblolar arasında biblo gibi otur der bana evinde, sen de biblo gibisin, sessiz zararsız ve hep gülümseyen. Biblosun der bana. Otur kahveni iç çikolatanı ye şekerleri ye gülümse beni dinle sıkılırsan aç kitabını oku der.

Ben de babaannemde onun enfes tatlılarını yerken, ki bana özel yapar hep, en çok da her çeşit puding yani, biblolara, porselenlere, nikah şekerlerine, Çin çorba kaselerine, bereket fillerine, işte ben de böyle bir camın arkasından bakıyorum dünyaya. bir bibloyum ben, derim. İzliyorum dünyayı camın arkasından. Zaten metroda otobüste de hep cam kenarı otururum kafelerde de.

Heeeey işte biblo yazısı da böle çıktı işte. Hem biblo hem adada. Herkesin kendi adası vardır ya.

SÜPER BEKAR ANNE


KİTAP CUMHURİYETİM


PEMBE KERESTE


HUZURSUZ RUHUM ASLI


VUSLAT


JYSRA REÇANİ


27 Ocak 2015 Salı

DERİN MAVİ


Biliyorsunuz her gün yazıyorum. Bu kez dedim ki, bu ikinci kitap duyurusundan sonra bir hafta yazma, dinlen, hem de arkadaşlar duysun okusun. Dört yıldır hiç böyle bir şey de yapmadım zaten.

Kitap duyurusuna çok yorum gelince sanıyorum yorum yazmak zor oluyor. Ben de dedim bu konuda bir yazı daha yazayım. Arkadaşlarım bu yazıya yorum yapsın kolaylık olsun.

Cuma günkü yazımdan sonra, önce sevgili arkadaşım Şule M duyurdu blogunda yazıyla, sonra gördüğü anda yine sevgili arkadaşım Renkli Mutfak, daha sonra babası şiör olan Tolga ve en eski arkadaşlarımdan Kitap Cumhuriyetim bloglarında yazdılar Derin Mavi'yi. Tişkür ediyorum onlara.

Üstteki foto Derin Mavi'nin kapağındaki martı. İlk kitap Sade ve Derin'in kapağı yayınevinin düşüncesi idi. Derin Mavi'nin ön ve arka kapak düşüncesi ise bu kez benim. Düşünce ve tasarım bana ait, dizayn ve hazırlama yayınevine ait.

Neden Derin Mavi? Blogumu okuyan arkadaşlarım blogumun temasının mavi olduğunu bilirler. Mavilik, özgürlük, derinlik, sadelik, huzur blogumun ana teması oldu hep. 

İyimserim. Sonra deniz insanıyım. Ayrıca, yüzme, sutopu, tramplen sporlarını yaptım. Satranç oynarım ve büyük şampiyon Kasparov'u yenen bilgisayarın ismi Derin Mavi imiş.

Annemin ve kardeşimin gözleri mavidir. Anneme çıtır çakır, kardeşime mavi boncuk derler ailede ve arkadaş çevresinde.

Birkaç sene önce Kieslowski'nin Üçrenk:Mavi'sini izleyince tuş olmuştum. Olabilemezdi bu film bence. Sonra benim iki düşüm vardır. Bunları sık sık görürüm. Biri şudur. Masmavi gökte uçan bir kuşum, kartal olabilir belki. Üstten denize bakıyorum dalıyorum ve deniz dibinden bir kırmızı gül çıkarıyorum. Masmavi gök. Gök mavisi.

İkinci düş ise derin denizlerde yüzmek. Yüksekten kayalıklardan suya atlamayı çok severim. Suyun dibine inince ah derim şimdi yunuslarla yüzsem dipte. Yüzeye hiç çıkmasam. Sonra Le Grand Bleu adlı filmde bunu izledim bir kaç sene önce. Bir dalgıç yunuslarla yüzüyordu.

Yunuslarla yüzülebiliyor ama su parklarında. Ben doğal ortamda isterdim. 

İşte her şey mavi işte. Bir de resim severim. Picasso'nun Mavi dönemi vardır.

O yüzden Derin Mavi pek uygun oldu yani.

:)

Cuma günü başlıycam yazmaya. Bu saylanmaz.

23 Ocak 2015 Cuma

DERİN MAVİ BİR DEEP KİTABI


DERİN MAVİ

Deep Tone

Aman da aman da hanimiş de hanimiş deee ayyyyyy dipin kitabı çıkmış daaaa ay ay ay çok derinmiş de aman aman enderinmiş deee vamiymiş deee çünkü dipidip minikken mavi diyemezmiş de vami dermiş de.

Ayolcuklarım yaaa Sade ve Derin vardı, o benim kızımdı, kızım kitabımdı yaaa. Şimdi ona bi kardeş gelmiş de. Bu da bi kızkardeşmiş dee. Şimdi var ya, dipidipin arkadaşları hep diyomuş da ne zaman kardeş gelcek Sade ve Derin'e diyeeesiye.

Aylar önce demiştiydi arkadaşlar da ne zaman pişcek dipin mutbağından yepisyeni bi kitap diyeee. Büssürü büssürü çok çok arkadaş demişti ki. İlk kim söledi hatırlamıyom şimdi. Sona işte hep dediler de, meselası, Complete the Sentences, boş durma, tembellik yapmağğğ diyoduu, sona Yaren Hanife Mert, ne zaman geliyooo diyoduu. Shirin Serkan hep diyoduuu. Sona sonaaaa o kadar çok diyen vardı ki, çok çok işteee. En çok en büyüktü hep en şampiyondu hep söleyenler.

Ayyy kardeş öyle hemen olurmu ki yaaa, bi düşünmek lazım dı mı yaaa, ben de düşündüm düşündüm, düşündüm, dedim ki hömmmm, ilk kitap bi denemeydi, denemiştim, deneme yazmıştım. Bu sefer de denememe yazmalıyım yaneee. Hemmm ne olsun ne olsuuun bu kez de şiir ve öykü olsun dedim işteeeee.

Şimdiiii benden bi kitap isteyenler biliyolar zaten kendisileriiiniii. Zatensi kitabım sizler için işte. Siz sefgili çok şirin blog arkadaşlarım için. Ayy siz okuyosunuz ki beni işte. Bu kitap da benden size bir hediye gibi bişi işte.

Kitap nette satışa çıkmış. Kitapçılara ise yakında dağıtılmaya başlar. İşteeee böleeee :)

Bu kitapta 41 şiir ve 41 öyküm var.

Şinanay şinanay oh oh yandan yandan!

http://www.pandora.com.tr/urun/derin-mavi/400254

http://www.idefix.com/kitap/derin-mavi-deep-tone/tanim.asp?sid=AGK77EC0LM2MYWE13B4W