30 Haziran 2017 Cuma

BİRKAÇ ŞARKI


Derya Uluğ-Canavar
Zekeriya Ünlü-Kınıfır Bedrenk Olur
Johhny Drille-Wait For Me
Deha Bilimlier-Tanrım
Mabel Matiz-Alaimisema
Yasak Helva-Silifke Zeybeği (Başına Bağlamış Astar)
SesVerSus (A Capella)-Çanakkale Türküsü
Adya-Mozart Kırkıncı Senfoni Remix
Diana Krall-Sway
Mamamoo-Decalcomanie
Mamamoo-You're the Best
Exile-Ki mi ni mu chu
Ciao Bella Cinquetti-What Should I Do?
Nermine Memedova ve Sinan Seid-Evlerinin Önü Yonca
Grup Alzaymır-Tutuşur Dizelerim
Tanburi Mustafa Çavuş-Dök Zülfünü Meydane Gel
Paul Mauriat-Love is Blue
Oya İşboğa-Ah Bu Gönül Şarkıları
Roger Miller-King of the Road
John Denver-Take me Home Country Roads

28 Haziran 2017 Çarşamba

RÜYA


Kurtlardan kaçıyorum ormanda. Koşuyorum. Kurtlar güzel hayvanlar, gözleri de güzel. Ama korkudan bakamıyorum onlara, arkama bakmadan kaçıyorum. Bir ağaca tırmanıyorum. Kurtlar bekliyor. Sabaha dek inmiyorum ağaçtan.

Gün ağarınca iniyorum. Biraz yürüyorum. Karşıma aniden bir ayı çıkıyor. Kıpırdayamıyorum yerimden. Düşünüyorum, ayıya bir şey yapmazsam o da bana bir şey yapmaz. Bekler gider diyorum, gitmiyor. Napsam acaba? Acaba ayı o anda ne düşünüyor? Düşünüyor mu acaba herhangi bir şey. Belki de hareket etsin de üstüne atlayım diye geçiriyor içinden.

Elimde kitap vardı her zamanki gibi. Dünden elimde Simyacı vardı. Hala elimde. Ayı bakıyor elime. Ne var elinde diyor. Simyacı diyorum. Güzel mi diyor. Yarısına geldim henüz bitmedi diye yanıtlıyorum. Ayı, kitabı bana verirsen sana dokunmam diyor. Kitabı önüne doğru atıyorum ve geriye doğru koşmaya başlıyorum.

Koşarken aklıma geliyor. Daha önce başka bir rüyada bir şey görmüştüm. Saat ama farklı bir saat. Işınlanma saatı. Bu rüyada gördüğüm saat aklıma geldi koşarken. Henüz araştırmasını yapıp saatı icat etmemiştim. Saatin kenarında bir düğme olacak, oradan nereye gitmek istediğini seçeceksin ve o düğmeye basacaksın sonra oradasın. Saatın üstü normal saat gibi olacak.

Koşarken rüyamda, o diğer rüyamdaki bu saatı neden icat etmedim ki, şimdi bir anda düğmeye basar ve bu rüyadan başka bir rüyaya geçerim diye düşündüm.

27 Haziran 2017 Salı

EV ANASI



Birgül Özcan

Eğlenceli, komik, zeki, güldüren bir roman.

Kendisine Ev Anası diyen evli ve bir oğlu olan Nur’un yaşamı. Evde geçen yaşamı. Kariyer yaparken ev işi ve anneliğe terfi eden Nur, ev işleri yaparken hayaller kuruyor. Televizyona çıkan ve hayatı rahat olan kadınlara kızıyor.

Yazma hevesini apartman panosuna öyküler yazarak gideriyor. Yemek pişirmek, toz almak, fasulye ıslatmak, ütü yapmak, annesinle gün boyu telefonda konuşmakla geçen ömrünü yazmaya karar veriyor ve bize komik bir yaşam öyküsü sunuyor. Evin içinde ömrü geçerken tek yapabileceği de bu ev hayatını anlatmak zaten.

Bir yandan da komşuları ile yakın ilişkide. Öğrencilik yıllarında sesi gür olduğu için sürekli olarak okullarda şiir okuyan Nur, ev anası olunca artık bağırmıyor. Reklam metinleri yazarken annelik mesleğine geçen Nur’u işverenler de artık sadece anne olarak görüyor.

Yazılarını apartman panosunda okuyan komşuları hemen kapısını çalıyor ve sohbet başlıyor. Yazılarına göre neye ihtiyacı olduğunu anlıyor sağduyulu komşular. Ev işlerini, ev hayatlarını paylaşıyorlar, ayrıca birçok batıl inanç ve alternatif tıp da paylaşılıyor.

Annesi de pek filozof Nur’un. Annesi her şeyini Nur’la paylaşıyor ve onsuz bir şey de yapmıyor. Nur, annesi ve tatlı komşuların evlerde ve bina içinde kapalı ama aktif bir hayatları var.

Annelerin, ev kadınlarının kıkırdayarak okuyacağı keyifli bir roman.

Not:3/4

Ev Anası, aramızdan bir blogçu aynı zamanda. Blog adresi de:

İKİ KİTAP


Ülkemiz edebiyatında 1950 kuşağı denilen kuşağın yazarlarından Demir Özlü’nün çok sayıda romanı, öykü kitabı, deneme kitabı, gezi kitabı ve anı kitapları var. Bu iki kitap son zamanlarda yazdığı anı, anlatı, öykü kitaplarından. Demir Özlü, aynı zamanda Tezer Özlü’nün ağabeyi.

İŞTE SENİN HAYATIN

Anlatı türündeki kitapta yazar, çocukluğundan gençliğinden anıları anlatıyor. Anadolu’da geçen çocukluk günleri, İstanbul günleri, daha sonra gittiği ve uzun süre yaşadığı Stockholm, okul günleri, İzmir, Paris günleri. Edebiyatımızın ustalarından yazarın o öykümsü edebi diliyle yazdığı anı kesitleri. Bir yazarın hayatını merak edenler için. Yazar, anılarında kendinden sen diye söz ediyor. Yazarın tüm kitaplarında kentler ve kent yaşamı büyük yer tutuyor.

KENDİ EVİNE VARAMAMAK

Özlü, İstanbul’dan Stockholm’a gidip yerleştikten sonra, eşi de İsveçli zaten, İstanbul’a uzun süre dönemiyor. Döndükten sonra da çocukluktaki baba evi artık yok. Bu kitabında artık yersiz yurtsuz olduğunu söylüyor. Bir evi yok İstanbul’da. Bu kitapta yazarın rüyaları var. Yarı gerçek dünya temelli yarı gerçeküstü rüyalar. Hepsini anlatmış.

Özlü, edebiyatımızda, 1950-1980 arasındaki İstanbul ve Beyoğlu yaşamını ve edebiyatçıları anlatan belki de en iyi ve tek yazar. Yazılarında, kitaplarında o dönemin bütün yazarlarını, birlikte geçirilen günleri anlatıyor. Pastaneler, lokantalar, kafeler en çok. Baylan, Degüstasyon, Nisuaz gibi. Günümüzde artık edebiyatçıların sürekli olarak gittiği ve birlikte zaman geçirdiği kafeler, pastaneler yok.

26 Haziran 2017 Pazartesi

İTAATKAR


Karolin Fişekçi

Fişekçi, popüler bir ressam. Basında çok yer alıyor. Bir ara Orhan Pamuk’un sevgilisi idi. Cüretkar fotoları dolaşıyor medyada.

İtaatkar, ilk romanı. Mine adlı bir genç kadının hayatı. Onun erkeklerle ilişkisi. İlişkilerinde erkeklere itaat etmeyi ve erkekleri kendisine itaat ettirmeyi seviyor. Güzel bir kadın olduğu için bütün erkekler onun kölesi olmak istiyor.

İtaatkar bir tür erotik roman. Çok hafif bir dili var. Pembe aşk romanlarının erotik versiyonu gibi. Bilmiyoruz tabii bu romandaki gibi yaşayan kadın ve erkekler var mıdır, herhalde vardır, ki yazılabiliyor.

Mine, bizim kültürdeki kadın anlayışının dışında biraz. Cesur bir iş kadını. Geleneklerin dışında.

Zaman geçirmek için okunabilir. Popüler bir dille yazılmış. Herkese göre değil.

Not:2/4

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 7


BU ŞARTLAR ALTINDA ÖLEMEM

Erdi Karadeniz

Sevgili arkadaşımız Erdi'nin ikinci kitabını da keyifle okumuş olduk. İlkinde Pesimisyon diyordu, bu kez olmaz ölmesem daha iyi diyor.

Yine temiz dilli, masum yazılar. İlk kitap gibi yazıları hüzün kokmakla birlikte insana iyi geliyor. Sanırız sözcüklerinin yumuşaklığından geliyor. Aşk, ayrılık, özlem, hayatın, insanın acımasızlıklarını, kötülüklerini yazsa da nedense gülümseyerek okunuyor.

Önsözde yine yazmadan duramadığını ve ruh durumuna göre yazılarının değiştiğini söylüyor. Erdi'nin yazılarının çok kişisel olduğunu söyleyebiliriz. Deneme tarzı bu kitap. Kişiselden genele ulaşıyor, ancak kişisel ve hafif bir dille. Bu da çok olumlu. Kitapta da, kişilerle uğraşmadığı ve insanlık değerleri ve kavramlarla ilgilendiği belli oluyor.

İlk kitabı şiir ve denemeler, öykülerdi. Bu kitapta ise şiirimsi denemeler var. Yani düz yazıları da şiirsel arkadaşımızın. Kitabını da ona bunları yazdıran çeşitli ruhlara hitap etmiş.

Kitap dört bölüm. İlk bölüm aşk. Özlem, ayrılık, pişmanlık yazıları. Ama hep hafif. tüy gibi. Erdi'nin dramatik yazıları yumuşacık bir dille yazdığını görüyoruz yine. Bu bölümde kurşun kalem ile ilgili denemesi bizce en iyi yazısıydı.

İkinci bölüm, hayat üzerine denemeler. Hayatı inceleyen, sergileyen yazılar. Zaman, değişim, sorular, hayata gülümsemek, masumiyet arayışı gibi temalar üzerine. Kahverengi minik ve sevimli bir ayıcık ile ilgili olan ve değiştim diyen yazıları bizce en iyilerdi.

Üçüncü bölümde ise insan üzerine düşüncelerini görüyoruz. Daha dramatik yazılar bunlar ve en son kimi zamana bırakmıştınız adlı yazısı belki de kitabın en iyisi idi.

Son bölümde diğer saçmalıklar demiş. Eh güzel saçmalamış, daha gündemsel ve hoş yazılar bunlar.

Bu kitapta sevgili Erdi daha çok sayıda konuda ve daha huzurlu, bilgece yazmış. Keyifli kitap. Ayrıca, kitabını Tosbağa Kitap yayınevi adı altında sadece nette yayınlamasını da çok yapıcı buluyoruz.

Erdi'den biraz da mizah yazıları bekliyoruz.

Not:4/4

25 Haziran 2017 Pazar

MÜZİK TURU



Danshi No Koukousei No Nichijou Ending full
Glee-I Feel Pretty/Unpretty
Jessica Pare-Zou Bisou Bisou
Sabahat Akkiraz-Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım
Ahmet Kaya-O Mahur Beste Çalar Müjganla Ben Ağlaşırız
Rubato-Unuturum Diye Yorma Kendini
Norm Ender-Deli
İkiye On Kala-Olmaz Olmaz Deme Hiç
Son Feci Bisiklet-Gaffola
Nell-Green Nocturne
Manuş Baba-Dönersen Islık Çal
Tramvay-Gördüm
Nilipek-Sağanak Yağmurlu Şarkı
Kame To YamaPi-Two of Us
Suvi Terasniska-Jos Menet Pois
Suvi Terasniska-Hento Kuiskaus
Feu!Chaterton-La Malinche
Feu!Chaterton-A l'aube
LP-Other People
LP-Muddy Waters

Hepimize neşeli huzurlu sevgi dolu bir bayram olsuun.

24 Haziran 2017 Cumartesi

TARKAN


Tarkan, kültür tarihimizin en önemli çizgi roman kahramanlarından biri. Bir diğeri de Karaoğlan. Her ikisini de sinemada Kartal Tibet canlandırmış.

Tarkan, çizer Sezgin Burak’ın eseri. Sezgin Burak, eskilerden ünlü Hüdaverdi adlı çizgi kahramanın da çizeri. Tarkan ortaya çıkalı yaklaşık 50 yıl olmuş.

Gümüş Eyer, Altın Madalyon gibi ünlü öyküleri var Tarkan’ın. Gümüş Eyer, Tarkan’ın ortaya çıkış hikayesinin olduğu eser. Bir Türk kahramanı Tarkan. Kardeşi Tan.

Babası ve annesini rakipleri öldürüyor. Tarkan da büyüyünce anne babasının intikamını alıyor. Tarkan, okuması keyifli, çizgileri güzel, öyküsü güzel.

Bizden bir kahraman okumak isteyenlere.

PELİN



Murat Arda

Pelin, ilginç bir roman. Herhalde bizde bu tür bir roman olarak ilk.

Romanda üç kahraman var. Biri Pelin, asi kız dediğimiz türden, kendisi metalci, punk, rock’cı ve kafasına göre yaşıyor. Diğeri, Nurdan, dindar bir kız, İmam Hatip mezunu ve dindar olmayan bir okula gitmek istiyor. Ve Can. O da karmaşık bir kültüre sahip, din ile rock arasında sıkışmış.

Bu üç karakter, 1990’larda Taksim, Beyoğlu ortamında tanışıyor. Barlar, müzik, alkol, Beyoğlu’nun alt kültürü. Kendilerine yol çizmeye çalışan gençler. Toplum baskısı altında özgür yaşamaya çalışıyorlar. Başlarına bir dolu olay geliyor.

Roman, 90’ların başkaldıran, asi gençliğini anlatıyor. Büyükler ile gençler arasındaki kuşak ve kültür çatışmasını. Her türden karakter var içinde. İstanbul ve Beyoğlu gibi karmaşık. Ülkemizdeki insan ve kültür karmaşasını gösteriyor bize. Siyaset, din, kültür içinde sıkışmış ve kendilerini bulmak isteyen insanlar.

Roman komik de aynı zamanda. Çok da dinamik. Bir yandan da bizi, kültürümüzü, değerlerimizi, çifte standartlarımızı eleştiriyor. Dili ve konusu itibariyle herkese hitap etmiyor. O tartışabilinecek romanlardan. Herkese ters gelebilecek bir dolu ayrıntı var. Ancak, özetle gençlik ve müzik romanı.

Değişik bir okuma isteyenlere.

Not:3/4

23 Haziran 2017 Cuma

KİTAPLAR ARASINDA 4



Cadı, H.R.Gürpınar
Handan, H.E.Adıvar
Çalıkuşu, R.N. Güntekin
Yalnız Seni Arıyorum, O.V.Kanık
Hoşgör Köftecisi, O.V.Kanık
Yalıda Sabah (Bütün Hikayeleri)-Haldun Taner
Önünde Boş Bir Uzam, Demir Özlü
Her Gece Bodrum, Selim İleri
Toplu Öyküler, Ferit Edgü
Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Sevgi Soysal
Yanık Saraylar, Sevim Burak
Ford Mach 1, Sevim Burak
Kırmızı Kahverengi Defter, Nilgün Marmara
Dünya Ağrısı, Ayfer Tunç
Suzan Defter, Ayfer Tunç
Yeşil Peri Gecesi, Ayfer Tunç
Tutsak, Emine Işınsu
Hey Gidi Günler Hey, Semiha Ayverdi
Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu
Huzur Sokağı, Şule Yüksel Şenler


Okuyup blogda yazdığım kitaplar arasından en iyilerinin listesini vermeye devam ediyorum. Bu kitaplarla ilgili yazılarım word dosyasında duruyor. İsteyen arkadaşıma gönderebilirim.

20 Haziran 2017 Salı

DÜŞ DEPOSU



Tufan Aşçıoğlu

Düş Deposu, şirin, tatlı bir mahalle ve apartman masalı.

Arda, Elif, Onur, üç arkadaş. Bisiklete binmeyi seviyorlar, bir de müziği. Bir de Onur’un kardeşi Elif var. Elif de bizimkilere oyun oynarlarken kurabiye getiriyor.

Bu dördünün aileleri, mahalle esnafı da masalın diğer kahramanları. Ayrıca bir de kirpi var bu masalda. Bu kardeşlerin başlarına bir dolu olay geliyor bir yaz tatili boyunca.

Sevimli ve sıradan çocuklar ve bildiğimiz, bizden bir mahalle ve apartman. Bu çocukların gündelik yaşamları içinde başlarına beklenmedik olaylar geliyor.

Kitabın içinde çizimler de var. Kitabı okurken insan zihninde canlandırıyor. Örneğin, zihnimdeki görüntüler ile kitaptakı çizimler birbirine uymuyordu. Çizerin hayal dünyası benimkinden farklıymış demek ki.

Bu masum, hoş öykü, okuduğum en iyi çocuk kitaplarından biri idi.

Not:4/4

18 Haziran 2017 Pazar

FİLM SEÇKİSİ 18



SOKAK KEDİSİ BOB

A Streetcat Named Bob, 2016, İngiltere

Yoksul, işsiz ve uyuşturucu bağımlısı bir genç adam, bir kedi bulur ve hayatı değişir. Tatlı, şirin bir film. Not:3/4

HAYALET HİKAYESİ

Personal Shopper, 2016, Fransa

Bir ünlünün alışverişlerini yapan bir genç kadın bir yandan da ölen erkek kardeşi ile iletişim kurmak istemektedir. Ancak, ölü kardeşinin ruhu yerine başka ruhlar onu ziyaret eder. Çok sakin ve gizemli bir film. Not:3/4

KANİBAL

Canibal, 2013, İspanya

Kendi halinde bir terzi bir yandan kadınları öldürüp pişirip yemektedir. Ancak, öldüreceği kadınlardan birini sever. İçinde korku olmayan sakin bir dram. Not:3/4

İNTİKAM YOLU

Drive Angry, 2011, A.B.D.

Bir baba kızının kızını kaçırıp kurban edecek adamların peşine düşer. Hızlı ve ilginç bir aksiyon. Başrolde Nicolas Cage. Not:3/4

ARTIK BİR KAHRAMAN DEĞİL

Heroine Shikkaku, 2015, Japonya

Japon ergen lise romantik komedisi. Hatori, çocukluk arkadaşı Rita’ya aşıktır. Ama Rita başka bir kızla ilgilenince bu hiç hoşuna gitmez. İki çiftin komik ilişkisi. Eğlenceli bir Manga uyarlaması. Not:3/4

16 Haziran 2017 Cuma

ŞARKI LİSTESİ



Chisu-Sabotage
Glenn Medeiros-Nothing Gonna Change My Love For You
Nazan Öncel-Sen Beni Öldürüyorsun
Johanna Kurkela-Kuolevainen
Jenni Vartiainen-Ihmisten Edessa
Cheek-Anna Ma Meen
Loituma-Levan Pollka
Edip Bülbül-Yola Girme Sen
Cengiz Özkan-Bir Ay Doğar
Blondie-One Way or Another
Jeanette-Porque Te Vas
Sen Yağmur Dök-Ayrıklar
Rehber-Malum
Train-Bruises
Ashley Monroe-Like a Rose
Pistol Annies-Hush Hush
Aquillo-Silhoutte
Dado Polumenta-Ja Bicu Tu
Dino Merlin-Sve Je Laz
Aca Lukas-Ti Dobro Znas

15 Haziran 2017 Perşembe

İFTARLIK


Her ailede olur iftar davetleri. Akrabalar arasında.

Biz de dün akşam dayımlarda toplandık. Anne tarafı. Dayımın da iki küçük kızı var.

Ben onlara giderken iki miniğe de eşit miktarlarda çikolata, bisküvit, dondurma götürürüm. Dün akşam da verdim. Büyüklere de almıştım. İftardan sonra herkes dondurmasını yedi.

Miniklerin küçüğü, kendi dondurmasını yemedi. Buzdolabında sakladı. Biz yerken hepimize baktı.

Biz bitirince gitti dolaptan getirdi dondurmasını ve yavaş yavaş yemeye başladı. Ama çok yavaş. O dondurmayı yarım saatte bitirdi.

Bir yandan da hepimize teker teker bakıyor ve oh ne güzelmiş diyordu.

14 Haziran 2017 Çarşamba

ÖNYARGI


Önyargı denen şeyin yanlış olduğunu o öğretmişti bana, kendisi farkında olmasa da bunun.

Arkadaşlarla bir gezi düzenlemiştik. Karadeniz turu. Toplandık bindik bir otobüse. Bir rehberimiz de vardı. Bir de şoförümüz. İri yarı dev gibi bir adamdı, keldi. Çok ciddi bir yüzü ve bakışları vardı. Korkmuştum ondan.

Kahve içmeyi çok severim. Gün boyu içerim. Türk kahvesi. Ama fincanda değil de kupada dolu dolu. Otobüste içesim geldi yine. Priz gibi bir şey arandım. Şu şarj aleti takılanlardan buldum bir tane. Koridora çıktım, yere koydum ısıtma aletini, çömeldim, pişirmeye başladım.

Otobüs durmuştu o sırada. Ben kahveyi hazırlarken, baktım, gözümün önünde bir çift ayak. Başımı kaldırdım, o dev adam, şoför dikilmişti tepemde. Huzursuz oldum. Dimdik bakıyordu.

Dayanamadım, ne dikiliyorsun tepemde, mezartaşı gibi, dedim.

Baktı, kahveyi bensiz mi içeceksin, dedi.  Ama gülümsüyordu.

Tepemde dikilmezsen sana da yaparım, dedim.

Birlikte içtik kahveyi. O sert görünüşli adam meğerse tatlı biriymiş. Gezi boyunca iyi arkadaş olduk. Geziden sonra da sürdü arkadaşlığımız.

12 Haziran 2017 Pazartesi

YAZI NOTLARI 2


Bir yazı veya öykü ya da deneme yazarken akıcılık önemli. Cümleler arasında veya paragraflar arasında yumuşak geçişler olmalı. Arada boşluklar olmamalı. Suyun akışı gibi. Akış kesilmemeli. Bu nedenle cümleler arasında veya paragraflar arasında bazı aparatlar koymalıyız.

Bağlayıcı sözcükler serpiştirmeliyiz. Başka bir deyişle, dahası, diğer taraftan gibi. Biz aklımızdakini yazıyoruz ama okuyan aklımızdakini anlamayabilir, zihninde canlandıramayabilir. Kesik kesik yazarsak anlaşılmaz. Arada yumuşak geçişler olmalı.

Akışı sağlamak için belki bir cümledeki sözcüklerin yerini değiştirebiliriz. Örneğin, vapurla işine gidiyordu hergünkü gibi, cümlesi. Farklı şekillerde yazılabilir.

Hergünkü gibi vapurla işine gidiyordu.

İşine vapurla gidiyordu hergünkü gibi.

Vapurla gidiyordu işine hergünkü gibi.

İşine hergünkü gibi vapurla gidiyordu.

Bu cümlelerin hepsi yazılabilir. Bu cümleleri yazdıktan sonra yüksek sesle okursak yazımıza veya öykümüze hangisinin daha uygun olduğunu bulabiliriz. Bu cümleyi, bir anı, günlük yazısı içinde yazacaksak farklı olur, bir öykü içinde geçecekse yine farklı olur.

Diyelim, ardından da şu cümle gelecek. Kitabını çıkarıp okumaya başladı. Üstteki cümleyle bu cümleyi birçok şekilde birleştirebiliriz. Vurguya bağlı. Vapurda mı vurgu, işte mi, hergünde mi, hangisini vurgulayacağız. Yüksek sesle okursak bulabiliriz. Birçok şekilde yazarız ve en akıcısını, kulağa da hoş geleni buluruz. Çünkü, gözlerimizle okusak da aslında sözcüklerin bir sesi var.

Bu iki cümlede sürekli yapılan bir etkinlik var. Hergün vapura biniyor ve işine gidiyor ve kitap okuyor belli ki. Bir alışkanlığı belirtiyoruz. Belki birini anlatıyoruz, belki de kendimizi o diye belirtiyoruz.

Bu iki cümle arasında bir bağlayıcı olsa daha iyi. Zihnimizde canlanması için. Vapurla işine gidiyordu hergünkü gibi, çantasından kitabını çıkarıp okuyordu. Ya da, vapurla işine gidiyordu hergünkü gibi, çantasından kitabını çıkarıp okumaya başladı.

İkisinde de anlam farklı, arkasından gelecek cümle de farklı olur. İlk cümlenin arkasını getirmek zor. İkinci cümlenin ise arkasını getirmek daha kolay.

ŞARKILAR



Charlie Puth-Attention
Rusted Root-Send Me On My Way
Himmel-Seraphim
Stalgia-BDY
The Cranberries-When You're Gone
Eden-Wake Up
Ebru Yaşar-Nasıl Uyuyorsun
Sunstroke Project-Hey Mamma
Marian Hill-Down
Buray-Seni Sevmiyorum Artık
Sıla-Yan Benimle
Ümit Besen/Pamela-Seni Unutmaya Ömrüm Yeter Mi
Cem Belevi-Aç Kollarını
Derya Uluğ-Canavar
Sancak-Korkma Söyle
İrem Derici-Bana Hiçbir Şey Olmaz
Ebru Yaşar-Havadan Sudan
Brazaville-Bosphorus
Yansımalar-Kayıkçı (Vuslat)
İclal Aydın-Annenin Kaderi Kıza

11 Haziran 2017 Pazar

UYKUSUZ KİTAPLARI


Uykusuz, mizah severlerin okuduğu, bildiği eski dergilerden. Penguen de kapanınca efsanelerden o var artık piyasada. Uykusuz çizerlerinin arada kitapları da yayınlanır elbette.

Cihangir Günlüğü:

Erdoğan Dağlar’ın mizah sevenlerin iyi bildiği hikayeleri. Dergilerde iken kitaba da taşındı. Cihangir’deki yaşamı anlatan kısa öyküler. Öğrencilerin, sanatçıların mekanı Cihangir’de yaşamı pek keyifli anlatıyor. Olay olmayan gün yok elbette.

Amatör:

Ersin Karabulut’un ünlü hikayesi Amaör. Uykusuz’da bir köşe kapmaya çalışan bir çömez karikarüstün yaşamı ve hayalleri. Çizer olarak ünlenip kendine bir kız arkadaş bulmaya çalışan bir amatör bir çizer. Uykusuz çizerleri de var öyküde ve derginin mutfağını da anlatıyor. Keyifli. Çizer olmak isteyenler özellikle sevecektir.

10 Haziran 2017 Cumartesi

MÜZİK SEÇKİSİ


Aron Chupa-Little Swing (ft. Little Sis Nora)
Melanie Martinez-Mad Hatter
Mikky Ekko-Who Are You, Really?
Feyyaz Yiğit-8 9 Senedir Kendimi İyi Hissetmiyorum
Zakkum-Sen Hala Benimlesin
Sabahat Akkiraz-Ne Ağlarsın Zülfü Siyahım
Sophie Hunger-Le Vent Nous Portera
Birdy-Skinny Love
AAA-Miss You
Red Velvet-Happiness
Kovacs-My Love
Ghalia Benali-Ya Msafer
Dem Ferde-Çöl
Dream Ami-Hayaku Aitai
Ariana Grandi-Side To Side
Ed Sheeran-Shape of You
Indila-Run Run
Le Trio Joubran-Shajan
Deniz Tekin-Güneşe Doğru
Helix-Rock You
Gorillaz-Strobelite
Idir-A Vava Inouva

Yine her telden keyifli bir müzik turu oldu.

8 Haziran 2017 Perşembe

YAZI NOTLARI


Yazmakla ilgili notlar alıyorum arada. Yazmakla ilgili düşüncelerimi yazıyorum.

Bir öykü veya bir yazı yazarken, örneğin, bütün bildiklerimizi bir öyküye veya yazıya sığdırmaya çalışmamalı. Buna eskiler malumatfuruşluk dermiş.

Karakterlerin özellikleri olmayan şeyleri o karakterlere yaptırmamalı, onlara yüklememeli. Onun yapabileceği şeyleri ona yaptırmalı.

O karakterin neler olabileceğini, neler yapabileceğini bilmek lazım. Diyelim bir matematik öğrencisini anlatıyoruz. O resim de yapsın, keman da çalsın, iyi yemek de yapsın, dünyayı da gezsin, olamaz. Biz istedik diye o kahraman her şeyi yapamaz.

Diyelim, karakter üzgünse, kapıdan girerken düşünceli girer veya başı öndedir. Tiyatrodaki dramaturgun görevi gibi, karakterler kendilerine uygun davranmalı. Yazdıklarımız gerçek yaşama, gerçek yaşam davranışlarına uygun olmalı.

Karakteri fazla yormamalı, fazla yıpratmamalı.  Yazdıklarımızı okuyan varsa eğer, okuyanı da yormamalı.

Sade olmalı yazdıklarımız. Yazdığımızı okuyup fazlalıkları atmalıyız. Attığımız zaman anlam değişmiyorsa o zaman atmalı fazla ayrıntıları, süsleri. Öykü veya yazı yazarken kendimizi göstermeye çalışmıyoruz.

Bunun dışında, geriye kalan ise dil zaten. Her yazanın bir dili var. Dili bir insana öğretmek zordur, hikaye yazmayı öğretmek de zordur, tabii ki. Dile dokunamayız.

Bir de elbette samimiyet, içtenlik var. Edebiyat yapmadan edebi olmak lazım.

7 Haziran 2017 Çarşamba

33



Kjersti Skomsvold

Jaguar Yayıncılık

Norveç’li yazarın daha önce Hızlandıkça Azalıyorum adlı romanını okumuştuk. Evde yaşayan yaşlı bir karı kocayı anlatmıştı. O romanı da iyiydi ve ilginçti. Yazarın dili ilginç zaten.

Yine aynı yayınevi yazarın yeni bir romanını daha yayınladı, çevirmen de aynı. Yazardan yine iyi bir roman ve çeviri de iyi yine aynı şekilde.

Bu romanda 33 yaşında bir kadın var. Matematik öğretmeni ve akciğer hastası. Bir okulda ders veriyor ve yalnız yaşıyor. Sevgilisi Ferdinand intihar etmiş. Bir de Samuel adında kültürlü bir dostu var.

Çocuk istiyor ve çocuk fikrine alışmak için evcil hayvan beslemeye çalışıyor bir yandan da eski sevgilisi Ferdinand ile konuşuyor zihninde sürekli.

Yazarın her iki romanı da yalnızlık üzerine. 33’te matematik öğretmeni kahraman ayrıca bir yazar olmak istiyor. Yazarın dili diğer romanındaki gibi yine hüzünlü. Anlattığı konu değil de nasıl anlattığı daha önemli bu yazarın. Romanları çok kısa, biraz gri ve sisli, soyut ama aynı anda derin, yoğun ve sade.

İyi yazarın iyi kitapları.

Not:3/4

6 Haziran 2017 Salı

FİLM SEÇKİSİ 17



ÜÇ KRAL

Three Kings, 1999, A.B.D.

Irak savaşı sırasında Amerikan askerleri altın peşine düşüyorlar ama yolda başka olaylarla karşı karşıya geliyorlar. George Clooney ve Mark Whalberg. İyi aksiyon. Not:3/4

KİTABINA UYGUN AŞK

Love By the Book, 2014, A.B.D.

Hafif ve yumuşak bir romantik komedi. Türü sevenler için iyi. Bir kitapçı kız, hayallerindeki erkekle tanışır ama hayallerinde olmayan bir erkek de onunla ilgilenir. Bildiğimiz tür filmlerden. Not:3/4

ÇIPLAK AYAKLI KONTES

Barefoot Contessa, 1954, A.B.D.

Tüm zamanların en güzel sinema oyuncusu Ava Gardner başrolde. Maria adlı bir kadını hayatındaki çeşitli erkekler anlatır. Kendine özgü bir kadındır, bütün erkekler ondan bir şekilde etkilenir. Not:3/4

PARİS’TE BİR AMERİKALI

An American in Paris, 1951, A.B.D.

Paris’te geçen bir aşk ve dans filmi. Tüm zamanların en iyi müzikallerinden. Başrollerde Gene Kelly ve Leslie Caron. Müzik de George Gershwin’e ait. Rüya gibi. Not:3/4

KURT ÇOCUK

A Werewolf Boy, 2012, Güney Kore

Yaşlı bir teyze, çocukluğunun geçtiği eve gelir ve yaklaşık 50 yıl önceki olayları hatırlar. Evlerine bir kurt çocuk gelmiştir ve bizim teyzenin genç kızlığına aşık olmuştur. Ama bir kurt çocuk elbette çevrede rahatsızlık verir. Çok romantik, duygusal, tatlı film. Ağlatıyor da. Not:3/4

5 Haziran 2017 Pazartesi

ŞARKILARDAN



Train-Angel in Blue Jeans
Lady Gaga-Perfect Illusion
Air-Johann Sebastian Bach
John Philipp Sousa-Semper Fidelis
Serkan Kaya-Sevemiyorum
Ahmet Özhan-Gel Gönlümü Yerden Yere
Müzeyyen Senar-Geçmesin Günümüz
Zeus Kabadayı-Unuttum Seni
Mirkelam-Elma değil Ayva
Mor ve Ötesi-Bir Derdim Var
Pink Martini-Je Ne Veux Pas Travailler
The Civil Wars-Forget Me Not
Zara-Gönül Dağı
Chris Cornell-Moonchild
Herbert Gronemeyer-Bochum
Hanine-Arabia
Light in Babylon-Gypsy Love
Luisa Sobral-Clementine
Luisa Sobral-Mom Says
Strawhatz-Koto

4 Haziran 2017 Pazar

13 REASONS WHY


İlk sezonu biten, ikinci sezonunu beklediğimiz liseli gençlik dizisi.

Hannah adlı bir liseli kız yaşamına son verir ancak arkasında 13 adet kaset bırakır. Ölümünden sorumlu tuttuğu 13 kişiye de gider bu kasetler. Her biri bir şekilde sorumludur ve her birinin tepkisi farklıdır kasetlere. Clay adlı bir çocuk ise en çok etkilenen olur.

Dizi, insanlara söylediğimiz ve söyleyemediğimiz sözlerin, yaptığımız veya yapmadığımız davranışların insanlara olan etkisini anlatıyor. Özellikle lise yıllarında, okullarda, en hassas olduğumuz dönemlerdeki arkadaşlıklarımızın üzerimizde oluşturduğu etkiler gösteriliyor. Arkadaşlık ne kadar önemli ve zor bunu görüyoruz.

Konu, kurgu, oyuncular, müzik, her şey iyi. Heyecanlı, sürükleyici, gizemli, parlak bir dizi. Farklı yönetmenler çekmiş bölümleri, aralarında Gregg Araki de var. İlk sezon 13 bölüm ve heyecandan diziye ara vermek çok zor.

Biraz da hüzünlü elbette.

3 Haziran 2017 Cumartesi

GÖRÜNEN ADAM


Görünmeyen adamların olduğu bir dünya. Sadece aynalarda görülebiliyorlar.

Şimdilik altı bölüm yayınlandı dizi ve sadece YouTube kanalında yayınlanıyor. Bir çeşit komik bilimkurgu, absürd komedi, fantastik komedi.

Yönetmen de Onur Ünlü. Leyla ile Mecnun, Şubat, Sen de Aydınlatırsın Geceyi gibi işleriyle tanınan ve sevilen kendine özgü bir yönetmen.

Görünen Adamı ise biz görüyoruz ama kahramanlar görmüyor. Kahramanların gözlüklerini görebiliyoruz ama. Görünen Adam’ın adı Kurtuluş. Şer-Tek adlı bir firmada çalışıyor ve firmanın sahibi de bir kötü adam.

Dizi bölümleri kısacık, sıkmıyor. Dizide değişik bir ürün yerleştirme modeli de var. Dizi eğlenceli ve saçma komedileri sevenlere. Bir efsane değil ama sevimli.

2 Haziran 2017 Cuma

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 6


BENDEN DUYMUŞ OLMA DA
Buşra Nebati
Çok sevimli bir kitap. Baştan sona huzurla ve sırıtarak okunuyor.
Bizim insanımızın halleri anlatılıyor. Ev okul aile arkadaşlık, kısa ve tatlı detaylar. Bizim insanlık halleri sevecen bir yaklaşımla bize sunuluyor.
Başrolde Azra var, liseli ergen. Tam işte yurdumuzun ergeni. Ablası Afra, erkek kardeşi Yusuf, tam bir Türk annesi ve klasik bir Türk babası olan ailesi, bir de.
Okul arkadaşları, Cemile, Sümeyye, Elif, Merve, Canan, öğretmenleri, kitabın kahramanları. Kısa öykülerden oluşan bir roman olan bu metin Azra’nın ağzından aktarılıyor.
Televizyon, akşam televizyon izlemeritüelleri, kızların kardeşliği, sabah uykuları, komşular, okul servisleri, geleneklerimiz, annelerimizin günleri, kızsal konular, ergenlik problemleri, dersten kaçma, kopya, evden izin koparmak gibi insanımıza has yaşama kodlarının bir dökümü gibi, öyküler.
Dil ise temiz, yumuşak, anlaşılır, akıcı. Pürüzsüz bir okuma keyfi.
Öykülerin uzunluğu, öykü geçişlerindeki sevimli çizimler ve eğlenceli sözler de kitabın hoşluğunu destekliyor. Kitabın arka kapağına bakınca sanki bir kız gecesine, partisine gidecekmişiz gibi hissediyoruz.
Ayrıca, Azra’nın maceraları devam edeceğe de benziyor. Devam etmesini de isteriz.
Tümüyle şirin.
Not:4/4

(Yıllardır aramızda olan ve blogunun adı LoveMeOrLeaveMe olan arkadaşımız kapattı blogunu ama instagramda var kendisi. İkinci kitabını bekliyoruz.

1 Haziran 2017 Perşembe

ŞİZOFREN



John Katzenbach

Koridor Yayıncılık

Psiko Analist ve Profesör adlı romanlarını okuduğumuz yazarın yine bir psikolojik gerilim romanı.

Şizofren de Psiko Analist denli heyecanlı, gerilimli. Kurgusu da Psiko Analist gibi iyi. Yazar, romanlarında insan psikolojisini kullanmayı seviyor. Profesör’ün kurgusu biraz zayıftı ancak diğer iki romanı gerilim sevenleri doyuracak nitelikte.

Bir şizofren hastası uzun yıllar bir hastanede tedavi gördükten sonra çıkar. Hastanedeki yıllarında cinayetler olmuştur hastanede. Normal yaşama adapte olmaya çalışan adamın aklına o eski cinayetler gelir. Katil o zaman bulunamamıştır. Adam anılarını yazmaya başlar.

Anılarını yazdıkça geçmiş canlanır ve aynı zamanda o cinayetler günümüzde de devam etmeye başlar. O eski katil bizim adamın peşine düşer.

Şizofren, sürükleyici ve aynı zamanda inanılmaz da bir sona sahip. Sonu romanın kendisinden bile daha şaşırtıcı. Gerilim sevenler bayılacaktır. Tam yaz okuması.

Not:3/4